
Fitoterapi nedir?
Türkçeye Bitkiler ile Tedavi olarak çevirebilecegimiz Fitoterapi terimi yunancadan gelir ve kelime karşılığı: phyton = bitki, therapeia = hizmet etmek, iyileştirmek, tedavi etmektir.
Fitoterapi; bitkilerin tamamı veya bazı bölümleri kullanılarak hazırlanmış doğal ilaçlarla hastalıkları önlemeyi ve tedavi etmeyi amaç edinen, insanlık tarihinin bilinen en eski doğal tedavi yöntemlerinden biridir. Bu amaçla kullanılan bitkilere de şifalı bitkiler denmektedir.
Bitkileri, insanlar tarih boyunca en önemli besin maddesi olarak tercih etmişlerdir. Bunun yanında bütün kıta ve kültürlerde insanlar hastalıklarını tedavi etmek için şifalı bitkileri kullanmışlardır. Bitkilerle tedavinin insanlık tarihi kadar eski ve köklü olduğunu söyleyebiliriz.
Şifalı bitkilerin ve bitkisel ilaçların kullanımı eski kültürlerde kuşaktan kuşağa özenle aktarılan bir zanaat olarak algılanıyor ve özenle korunuyordu. Bu tedavi şeklinde bitkilerin yumuşak etki şekli benimseniyor ve sabırla hastalığın iyilesmesi bekleniyordu. Bazı değişime uğramamış yerli kültürlerde bu zanaat hala devam ettirilse de, son zamanlarda sözümona modern tıp fitoterapiyi, hızlılığı ve keskinliğiyle -diğer endüstriyel gelişmeler gibi- sözde önemsiz hale getirdi. Fakat özellikle ortadoks tıbbın da çözemediği kronik hastalıkların tedavisinde gösterdiği başarı ile fitoterapi‚ modern ve tercih edilen bir Dogal Tıbbın en önemli tedavi yöntemlerinden biri olarak tekrar hak ettiği yere gelmiştir.
Fitoterapi Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Homeopati gibi onay gören bir tedavi yöntemidir. Avrupa’da özellikle de Almanya’da bitki drogları oldukça yaygınlaşmış ve hatta bizim karıştırılmak üzere verdiğimiz çay reçetesini kabul eden eczanelerde, yaklaşık 500 çeşit bitki drogu satışa hazır bulunuyor.
Bitkileri ve bitkisel ilaçları insan hastalıklarının tedavisinde kullanmak için detaylı bir fitoterapi eğitiminin yanında temelli bir anatomi, fizyoloji ve pataloji eğitimi almış olmak gerekiyor. Almanya’da bu mesleğin icrası devlet tıp sınavını kazanmış Doğal Tıp Uzmanlarına ve Hekimlere hak olarak verilmektedir.
Fitoterapi hangi rahatsızlıklarda kullanılmaktadır?
- Migren, diğer baş ağrıları
- Atardamar ve toplardamar kan dolaşımı bozukluğu
- Kalp hastalıkları, tansiyon problemleri
- Alerji, Cilt hastalıkları
- Solunum yolları hastalıkları, Astım
- Romatizma, Osteoporoz
- Depresyon, Panik atakları, sinir hastalıkları
- Uykusuzluk, değişik kriz dönemi problemleri
- Üşütmeye yönelik hastalıklar, Grip (Üst Solunum Yolları Enfeksiyonları –ÜSYE)
- Aşırı kilo, kilo alamama
- Kadın hastalıkları, menstrual düzensizlik
- Kadınlarda buhran dönemi, menopoza giriş zorlukları
- Mide ve bağırsak rahatsızlıkları
- Tiroid bezi hastalıkları
- Kemoterapi sonrası tedavi
- Şeker hastalığı
- Böbrek ve idrar yolları,
- Vb.
Fitoterapik Tedavide Neden Göz Diyagnozu?
İnsan bedenini fizyolojik işleyişi bakımından ele aldığımızda, onun harikulade bir harmoni ve denge içinde mükemmel bir işleyiş başardığını görüyoruz. Bu mükemmelliğin özünde ise bir yandan beden- ruh-zihin bütünlüğü, diğer yandan ise tek tek organların, organ sistemlerinin bu bütünle muhteşem bir ahenk oluşturduğunu biz farkında olmasakta her an yaşıyoruz. Işte böylesi bir organizmanın herhangi bir bölümü rahatsızlandiğinda sadece sözkonusu olan organ değil onun bağlantısında olduğu diğer organlarıda tedaviye dahil etmek gerekiyor, çünkü bu hakim olan dengesizliği/aksamayı ancak hep beraber aşabilirler. Ama bazan bir organ tam olarak hastalık belirtileri göstermedende zorlanıyor olabilir veya doğuşdan zayıf ve hastalanmaya meyilli olabilir. İşte bütün bu akut, kronik hastalıkları hatta doğuşla miras alınmış bedensel dispozısyonları / dengesizlikleri önemli bir refleks alanımız olan gözde görebiliyoruz.
Tamamlayıcı yöntem veya sadece Fitoterapik tedaviyi uygun gördüğüm hastalarımda iris ve gözün tamamının fotografını çekiyorum ve iris yapısını yani konstitusyonunu görüyorum. Bu durumda sözkonusu hastanın iris yapısından zaten genel olarak hangi organ sisteminde doğuştan gelen veya sonradan kazanılmış kronık rahatsızlıkları görüyorum. Gözün durumuna ve hastadan aldığım bilgilere göre en fazla 10 bitkiden oluşan bir çay karışımını içeren reçetesini hazırlıyorum. Düzenli olarak (günde 3x) çay içilmesi durumunda yaklaşık 8 hafta sonra hastanın gözünü tekrardan inceliyor ve duruma göre çayın karışımında değişiklikler yapıyorum.
Bitkisel tedavi cok yumuşak ve uzun süren bir tedavi yöntemidir. O nedenle hastaların sabırlı olmalarını ve düzenli olarak çay içip beklemelerini öneriyorum. Yaşam koşullarının düzenli çay içmeye müsait olmayan hastalara duruma göre uygulaması daha rahat olan homeopatik tedavi şeklini önerdiğimde oluyor. Bundan her hastada ve her hastalıkta fitoterapi yerine homeopati yöntemi kullanılabilr anlaşılmamalı. Genel olarak organsal hasar durumları sözkonusu olduğunda fitoterapi Homeopatiden önde geliyor. Aynı şekilde hastaliğin sebebi rusal alanda ise homeopati fitoterapiden önde geliyor. Ayrıca fitoterapide yehirli bitkileri kullanma sınırımız nedeniyle aynı bitkiyi homeopatik olarak seyreltilmiş bir şekilde kullandığımızda bu sorunda ortadan kalpmış oluyor. Fitoterapi ve homeopati birbirine zıt düşen iki doğal tedavi yöntemi değildir aksine aralarında yumuşak bir geçiş sözkonusudur. İkisininde temelinde Doğa yettığını unutmamalıyız. Kısaca her içtiğimiz çay bile bir nevi düşük potensli homeopati olarak algılanmalıdır. Hahneman’da zaten Homeopatinin benzerlik prensibini bu şekilde keşfetmedi mi?
Bitkisel tedavi tamamen uzmanlık isteyen ve kişiye özgü ugulanması gereken bir tedavi yöntemidir. Şifalı bitki zararsız bitki anlamına gelmiyor. Bu bitkiler doğru kullanıldıkrarı takdirde şifalı, dozun yanlış kullanılması durumunda zararlı etki gösterecegini unutmamak gerekir. Bazı durumlarda daha kötüleşme veya yeni rahatsızlıklar ortaya cıkabilir. Burada da yine fitoterapinin homeopati ile bağlantısını kurabiliriz.
O nedenle kitaplardan veya internetten alınan bilgilerle hastaların kendi kendilerini tedavi etmekten kaçınmalarını, hastalık durumunda mutlaka bir uzmana danışmalarını öneririm.


