
Doğal Tıp iletedaviden genel olarak, doğanın yasalarına uygun bir tedavi şekli anlaşılmalıdır. Bun ne demektir? Doğanın belli bir düzeni vardır ve bu düzene göre doğadaki bütün organik ve organik olmayan varlıklar hakim kurallarını bozmadan birbirlerini tamamlayarak bugüne kadar yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Doğaya dışarıdan bir müdahale yapıldığında günümüzde çok açık bir şekilde gözlemlediğimiz evrensel problemlerin ortaya çıktığı artık bir sır olmayıp kabul edilen bir gerçek olmuştur.
İnsan sağlığı dolayısı ile insan doğal tedavi yöntemlerinin odak noktasıdır. Paracelcus’un 16. yüzyılda belirttiği gibi evrende her şey bir bütün (makro) ve bu bütünü oluşturan küçük parçalardan (mikrokozmoz) oluşmaktadaır. Bütün evreni ele aldiğimizda insan bir mikrokozmozken, anatomimizi oluşturan organlarımızı tek tek ele aldiğimizda ise bir makrokozmozdur, yani bir bütün olarak işlev göstermektedir.
Tıpkı doğadaki bütünün parçası olan bir sistemin bozulmasında global bir dengesizlik (doğal afetler vs.) oluştuğu gibi, insanın vücudunda da bütün organ sistemleri hatta tek tek organlar bütün ile bir harmoni içinde çalışamaz duruma geldiğinde bize sinyaller verir. Bu durumda biz bunu ağrı, sancı vs. şeklinde algılarız. Yani Çinlilerin belirttiği gibi organizmamızın denge dışı işlev şekline ‘hastalık’ adını veririz. Biz doğal Tıp Uzmanlarının amacı bu harmoni dışı hareketi yine harmonize etmektir.
Doğal Tedavi yukarıda da belirtilen sistem odağında çalışıyor. Sadece hasta olan organ değil, insan bir bütün olarak ele alınmalı ve tamamen bireysel tedavi edilmelidir. Bu alanda geçmişten günümüze kadar bazı tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Şifalı Bitkilerle ve diğer geleneksel yöntemlerle tarih boyunca her kültür hastalarını tedavi etmeye çalışmıştır. Bunlardan bazıları Geleneksel Çin Tıbbı, Ayurveda, Şamanizm, Avusturalyalı Abrucinlerin Tıbbı, Amerika kıtasının yerlilerinın şifa yöntemleri, Tibet tıbbı, Eski Mısır Tıbbı, Afrika kültürlerinin tedavi yöntemleri ve Arap Tıbbı etkileşimi altında Grek - Roma ve günümüze kadar gelen Batı Modern Tıbbı olarak sıralanabilir. Ayrıca Almanya’da geliştirilen benzerlik prensibini temel alan “Homeopati” bu geleneksel yöntemlerin en yenilerinden biridir.
Doğal Tıp İle Tedavide İlkelerim
- İnsan bir bütün olarak ele alınmalı, hastalık değil insan tedavi edilmelidir.
- Tedavi tamamen kişiye özgü –bireysel- yapılmalıdır.
- Hastanın tercih ettiği tedavi yöntemi tedavide öncelik sahibi olmalı ve tedavi için gerekli görülen diğer yöntemler ise hastaya anlatılarak önerilmelidir.
- Hasta hastalığına sebep olan faktörler (sigara, alkol, aşırı stresli yaşam koşulları vs.) konusunda aydınlatılmalı ve hastanın bunların etkisini azaltma konusunda istekli ve hazır olması gerekiyor. Aksi durumda tedavide ilerleme kaydetmek zor olur.
- Gösterilen semptomlar (ağrı sancı gibi işaretler), bedendeki dengesizliği işaret eden yardım çağrıları yani sinyaller olarak algılanıp onlara düşman muamelesi yapılmamalıdır. Semptomun bize ne anlatmak istediği anlaşılmaya çalışılmalı ve bu hastaya uygun bir şekilde anlatılmalıdır.
- Semptomları bastırıp hastalığın uzun süre tekrarlayarak devamlı hale (kronikleşme) gelmesinden ziyade bu dengesizliği aşması konusunda hasta aydınlatılmalı ve tedavı boyunca hasta ile beraber çalışılmalıdır. Kısaca hastalığın sonucu değil hastalığın nedeni tedavi edilir. Sonuçta hastanın doktorunun kendisi olması amaçlanmalıdır. Bu şekilde hastalıkların tekrar etmesinin önüne geçilmeye çalışınır.
- Hasta dinlenilmeli, ona zaman ayırmak ve onun hastalığı konusunda değişimi için gereken destek gösterilmelidir.
- Doğal Tıpla Tedavinin sadece hastalık esnasında değil sağlıklı iken dahi insanın hasta olmaması için tedbirler alması konusunda önleyici tıp olarak da fonksiyon göstermesi gerekmektedir.
- Diğer yıkıcı olabilen tedavi yöntemleri, hayati durumlar söz konusu olduğunda mutlaka ana tedavi ile bütünleştirilmelidir. Bunlara cerrahi müdahaleler, antibiyotik ve kemoterapi gibi yöntemler dahildir.
- Doğal Tıp günümüz koşullarında tedavisi zor olan ağır hastalıklarda veya diğer hastalıkların ilerlemiş aşamalarında duruma göre ana tedavi yöntemi değilde, onun yerine Tamamlayıcı Tıp fonksiyonunda insanliğa hizmetini devam ettirmelidir.
Tedavi Şeklim
Normal koşullarda tedavilerime hastayı tanıma amaçlı detaylı bir ön mulakat ile başlıyorum. (Anamnez; Latince = hatırlama; hastanın hastalığı, kendisi ve çevresi hakkında verdiği detaylı bilgi) En az iki saat süren bu görüşme, hastanın yaşına ve şikayetlerine göre dört saate kadar çıkabiliyor. Görüşmeden sonra hastaya ne şekilde yardımcı olacağıma karar verip – eğer hastanın tercih ettiği bir tedavi şekli yoksa - tedavi şeklini belirliyorum. Bu bağlamda akut ya da kronik bir hastalık tedavisinin gerekip gerekmediği kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Yöntem olarak söz konusu duruma hangisi daha uygunsa onu seçiyor ve hastaya aydınlatıcı bilgi ve önerilerde bulunuyorum. Genelde homeopatik tedaviyi ana yöntem olarak seçiyorum ve gerektiğinde diğer yöntemlere de başvuruyorum. Bunlar duruma uyan bir çay karışımı, şiatsu, masajlar veya hastanın kendisinin yapması gereken spor faaliyetleri, açık hava yürüyüşleri, yoga, chi gong vs. olabiliyor. Hastanın tedavisi için benim sunamadığım bir yöntem gerekliyse, hastaya söz konusu yöntemi haricen almasını öneriyorum.
Eğer kişinin yaşam şeklinde hastalığın ortaya çıkışına sebep olan veya hastalığın önlenmesini sağlayacak organizmamızın savunma mekanizmasını zayıflatıcı durumlar varsa, bunları açıklıyorum ve genelde sağlıklı beslenme konusunda hastayı aydınlatıyorum. Bazı durumlarda sadece homeopati yetebiliyor, bazı durumlarda ise birkaç tedavi yöntemini beraber uygulamam gerekiyor. Bazı durumlar için ise danışmanlık ön planda olması gerekiyor. Her tedavi şeklini veya kombinasyonunu tamamen hastanın durumuna göre kişiye özel olarak belirliyorum. Tedavi esnasında hastanın benimle birlikte çalışmasını öneriyorum. Hastanın aktif olarak katıldığı tedavilerde hastalığın derecesine bağlı olarak çok hızlı iyileşme süreçleri yaşadığımızı tecrübelerimden yola çıkarak söyleyebilirim.
Hastanın içinde bulunduğu sosyal ve psikolojik durumu da tedaviyi etkileyen bir süreçtir. Bunun için sosyal alanda yıllardır uyguladığım bazı yöntemleri de gerekiyorsa tedaviye entegre ediyorum. Bunlar da insan sağlığı ile yukarıda belirttiğim gibi bütün-parça bağlamında direk bağlantılı. Ör. psiko-sosyal danışmanlık, uzlaşmazlık workshop'u (Konflikttraining), kriz dönemi menajerliği, pedagojik danışmanlık gibi. Özellikle Almanya’da göçmenlik yaşantısı esnasındaki maruz kalınan dıştalanma tecrübeleri, yeni topluma uyum problemleri, yaşanan aile parçalanmaları, anavatan özlemi ve hatta güneş özlemi Türkiye kökenli insanlarda yüksek oranda depresyon ve diğer hastalıklara yol açtığı panellerde uzmanlar tarafından vurgulandı. Bende bunu aynı şekilde hastalarımda gözlemliyorum ve bu konuya özenle eğiliyorum. Hastanın katılımını ve isteğini de göz önünde bulunduruyorum elbette.
Almanya’da sunulan Doğal Tıp alanındaki eğitim seminerlerine ve pratik odaklı süpervizyonlara katılarak kendimi homeopati ve fitoterapi alanında sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Ayrıca ana tedavi yöntemlerimle kombine edebileceğim diğer Doğal Tıp yöntemlerinin de eğitimlerini alma çabasındayım. Örneğin bu doğrultuda mediasyon eğitimini halen almaktayım.
Doğal Tedavi yöntemlerinden örnekler için lütfen Doğal Tıp Nedir? sayfasına bakınız.


